Kategoriler
Kişisel Gelişim

Değişim Nedir?

Bizler sihirli bir şişenin kapağın açılıp, içinden birçok kaynağın dışarıya çıkmasını bekleyen hazır kuvvetler gibiyizdir. Birçoğumuz daha kendimizin farkında bile değiliz. Hangi yeteneklerimiz var, bizi güçlü kılan hangi yönlerimiz var, içimizdeki güç ve başarı nerede ve ona nasıl ulaşacağız inanın bana birçoğumuz farkında bile değiliz. O kaynaklara ulaşabildiğimizi düşünebiliyor musunuz? Bu kaynaklara ulaşabildiğimiz zaman o kadar fazla başarılara imza atarız ki. Birçok korkularımızla yüzleşerek hayatın içinde daha rahat ilerleme şansına sahip oluruz. Daha mutlu, daha dingin, daha sevgi dolu insanlar olmaya başlarız.

Tanrı bizi bu dünyayı bırakırken, her birimizi birbirinden farklı özelliklerle ve hayat amaçlarıyla beraber yarattı ve bu yer yüzene bıraktı. Mayamızı sevgi ile yoğurdu. Bereket hakkımızı doğal olarak bize verdi ve aklı emanet etti. İşte bunun için de özgür irade ile bıraktı. Tüm bunların farkına varamadığımız sürece, kendimizi hep başarısız, mutsuz, hiçbir şeyi halledemeyen, güçsüz insanlar olarak görmeye devam ederiz. Başarılı olmuş birçok insana uzaktan bakar ve sadece keşke diyerek vakit geçiririz. Oysaki bütün bu yetenekler, güç, akıl, başarı hepimizin içsel kaynaklarında, öz bilge ruhumuzda mevcut ve sadece açığa çıkmayı bekliyor.

Bir bu kaynaklara ulaşabilmek aslında çok kolay. Bütün bilgiler biz de mevcutken neden hala başarısızlığa, mutsuzluğa, umutsuzla kendinizi mahkûm ediyoruz peki?

Başarısızlıkla yaşadığımız bütün o zamanları, kendimizi ve çevremizdeki birçok insanı yükseğe taşıyacak bir şekilde geçirebilirdik. Başarı yanı başımızda değil, içimizde saklı duruyor aslında. Onu keşfetmek güzel olmaz mıydı? Bence insanların hayatındaki en güzel macera, kendini keşfetmek olurdu. Öle değil mi?

Bu yazıyı hazırlarken bile birçok sözleri, cümleleri duyar gibiyim. Hayat gerçekten çok zor. Ekmek aslanın ağzında. Çok para da haram çok laf da yalan vardır. Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Dünyada bu kadar açlık, bu kadar ölüm varken bu başarılar, bunlar nasıl gerçekleşecek ki?

Bunlar da, bunları düşünmekte de haklısınız. Çünkü hayatımızda, etrafımızda hep bu olayları gördük yaşadık ve bunlarla yoğrulduk. En büyük sorunumuz, tüm bu yaşananları nasıl değiştirebilirim sorusunu sormamaktı. O kadar alışmışız ki, neden bunlar hep beni buluyor diye hayıflanmaya. Hep dışarıda, başkalarında aramışız gücü ve bizi başarıya götürecek yolları. Kendi içimize bakmak bizi hep korkuttu. Çünkü kişinin kendi ile yüzleşmesi zordur. Peki, imkânsız mıdır? Hayır. Çünkü bütün bunlarla baş edebilecek olan yine biziz.

Hayatımıza arzu ettiğimiz şekli ile devam edebilir ve şu anda içinde bulunduğumuz durum her ne olursa olsun istediğimiz şekilde yeniden programlayabiliriz.

Değişime giden yol

Bizlerin bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığımız bazı davranışlarımız vardır. Çünkü zihnimiz bu şekilde çalışır. Zihnimizde bilinçli ve bilinçsiz olarak iki bölümdür. Fikirler yürüttüğümüz, Kararlar aldığımız, herhangi bir durum karşısında eleştiri yaptığımız, bedensel fonksiyonlarımızı bile kontrol ettiğimiz, yani mantıklı düşündüğümüz bizim bilinçli zihnimizdir.

Tüm anılarımız burada depolanır ve bizim tüm sıkıntılarımızda, problem çözmek için danıştığımız yerde burasıdır.

Bilinçsiz olarak yaptığımız şeyler ise, gün içerisinde karşılaştığımız her şeye ani tepkiler vermemizi, sorunları ilkel beynimizle çözmemizi sağlar. Rüyalarımız bile bilinçsiz yanımızla gördüğümüz çılgınlıklardır. Bu bizim alışkanlıklarımızın işlev gösterdiği yerdir. İşte bu yanımızı kullanmayı öğrenir, günlük alışkanlıklarımızı belli bir rutinin dışına çıkartır ve zihinsel egzersizler yaparsak, zihnimizin her iki tarafını da kullanmayı öğrenirsek, bilinçsiz yetersizlik dediğimiz durum ortaya çıkar. Ama sadece bir şeyleri bilir, okur, öğrenir ama uygulamazsak, Hiçbir şeyi hayatta var edemeyiz. Bu sadece bilgi kirliliğinden öteye geçmez.

Kısacası, eğer sadece tohum ekip, tarlayı terk ederseniz tohumları kendi kaderine bırakmış olursunuz. Zaten bu yüzden arzu ettiklerimizi elde edemeyiz. Hayatta süreklilik yasası denen bir yasa vardır. Bu yasa bize der ki, Eğer bir şeye başladıysanız, onu devam ettirin ki sonucuna alın. Bu yüzden hedefler devamlılık ister, başarı devamlılık ister. Kendinizle, hedeflerinizle, arzu ve isteklerinizle lütfen sürekli ilgilenin. Modunuz ya da motivasyonunuz düştüğünde, düşünceleriniz karıştığında, duygularınız negatifleştiğinde kendinize bir mola verin ve hayata, akışa güveniyorum ve ben güvendeyim deyin. Zehirli düşüncelerin zihninize hücum etmesini engellemenin bir yolunu muhakkak bulun. Sıkıldığınız, zorlandığınız zaman, eğlenceli bir müzik dinleyin, komik bir video izleyin, spor yapın, hiçbir şey yapamıyorsanız olduğunuz yerde zıplayın.

Gül koklamak için dikenin farkında olmalı ve ona göre tedbir almalısınız. Dikeninden ötürü gülden vazgeçmeyin.

Sevgi ile…

Yazar Filiz Cansever

Gerek astroloji, gerek kişisel gelişim, gerekse rüya ve şifa çalışmalarıyla sürekli karşınızda olmaya çalışıyorum. Aslında bu çalışmaları seçmemin bir hikâyesi var. Bugüne kadar pek anlatmadığım, bana ve aileme özel olan bir hikâye. Eminim birçok kişi ile hikâyelerimiz aynı ve biz o birçok kişiyle aynı noktada buluşuyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir